Reklam
Reklam
Bülent Karaca

Bülent Karaca

Merhamet

07 Kasım 2019 - 08:15

Merhamet denince Merhamet, sözlüklerde “bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma” olarak tanımlanmakta olup, neo-spiritüalist terminolojide kullanılan terimlerden biridir.

Fakat sadece bu anlamıyla mı merhamet terimine bakmak gerekiyor? Merhamet bence kişinin tamamen vicdanıyla ilgili bir his bir duygudan öte değildir. Bir kimse ilk etapta merhameti kendi yüreğinde hissedecek ve duyacak ve hissedecek.

Merhameti sadece insanlara değil, doğada bulunan tüm canlı varlıklara karşı duyacak bir hisse sahip insanlara ihtiyacımız var bence. Düşünün bir ördek bile yavrularını suyun içerisinde kendi sırtında taşıyor. Bu sadece annelik bağı değil, ayı zamanda merhamet duygusuyla da alakalı bir durum. 

Hatta duyduğum kadarıyla sincaplar ayrım yapmaksızın kimsesiz kalan bir yavruyu sahiplenerek o yavruya merhametli bir şekilde yaklaşırlarmış. Yani kısacası merhamet denince akla ilk etapta vicdani bir sızı bir his bir duygu gelmesi gerektiği inancını taşıyorum.

Şimdi bu kadar edebiyattan sonra nereye mi geldiğime bakacaksınız? Evet, bizler koskoca bir 2016 yılı ve bu yıl içerisinde toplumca yaşadığımız bir şerefsizliğe bir namussuzluğa bir darbe operasyonuna milletçe ortak olarak Temmuz ayının 15'inde şahit olduk. 

Aynı zamanda bu gecede 250 kişi sadece şahit değil aynı zamanda şehit olduk.

Nedeni ne bakınca ortaya çıkan ne oldu? Merhametsiz bir adamın kardeşi kardeşe düşüren ve hatta kardeşkanını bile kendisine helal kılan bir akıl yoksununun merhametsizliğine şahit olduk. 

Düşünün bizim içimizden çıkan ve bizim imkânlarımız ile rütbe rütbe yükselen kişiler, yine onları yetiştiren bizlere silah çekerek acımadan tetiğe bastılar.

Bu merhametsizliğin ve fütursuzluğun en büyük göstergesi olarak karşımıza çıtı. Bu da yetmezmiş gibi dünya genelinde sanki mağdur onlarmış gibi insanların duygularını sömürerek ülkemize karşı ayaklanmalarına hatta tepki göstermelerine meydan oluşturdular.

İşte burada merhametlilerin en merhametlisi olan yüce Allah'ın da biri millete oynanan bu oyuna sessiz kalmayacağını hesaplayamadılar. 

Yüce Allah, milletimize öyle bir hidayet verdi ki, insanlarımız o geceden büyük bir mücadele vererek galip ayrılmasını bildi. Yüce Allah'a hamd olsun ki o gecede tankların önüne yatanlar o geceye şahit ve o gecede şehit oldular.
Peki yüce Allah bizlere neden merhamet etti? Bunu hiç düşünen odlumu? 
Ben bu konuda oldukça kafa yordum acaba neden Yüce Allah bu millete merhamet etti diye? Ve sebebini buldum. Düşünün biz millet olarak öyle merhametliyiz ki, Afrika'dan Amerika'ya, Avrupa'dan Asya'ya kadar nerede bir mazlum varsa eğer onlarla üzüldük.

Onların acılarını ve mağduriyetini kendi mağduriyetimiz olarak gördük. Dinine diline hırlı hırsız olup olmadığına bakmadan onlara her zaman kucak açtık. En önemlisi iç savaştan kaçarak ülkemize sığınan sığınmacıları asla dışlamadık ve merhamet gösterdik.

Şimdi soruyorum Yüce Allah merhamet edene merhamet etmez mi? Etti hem de en güzel merhametini yine bizim milletimize etti. İnanın bu insanlar başka ülkelere gitmiş olsaydı şu anan kadar hiç biri yaşamıyor olacaktı. 

Ben üzülmüyorum, umutsuz da değilim. Bizler bu merhamet duygusuna sahip olduğumuz sürece gerek içeriden gerekse dışarıdan hiç kimse bizleri yıkmaya gücü yetmeyecektir. Hani istiklal marşımızın içerisinde de yazıyor ya: Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın... Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Ben buna inanıyorum ve biliyorum ki bizlere yüce Allah bu hakkımızı verecektir. Yeter ki bizler ondan uzaklaşmadan onun emir ve istekleri doğrultusunda gerçek manada merhametle hareket edelim. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum