Nükleer düşünce mühendisliği
Reklam
Reklam
Mehmet Ferman Doğan

Mehmet Ferman Doğan

Ekonomi köşesi

Nükleer düşünce mühendisliği

21 Ocak 2019 - 09:11

Fikrinize katılmıyorum ama fikrinizi açıklamanız için canımı veririm

Herkesin ifade ve düşünce özgürlüğü hakkı olmalıdır; bu hak, her türlü bilgi ve fikirleri sınır olmaksızın, sözlü, yazılı, basılmış, sanat veyahut herhangi dilediği bir medya ortamıyla öğrenme, alma ve verme hakkıdır.

Elbette ülkeden ülkeye bu hak daha değişik uygulanabilir ve sansürleri uygulanabilir.

Düşünce özgürlüğünün temelinde irrasyonel yani akla, bilime dayanmayan görüşlerin ve bu tür düşüncelerin nasıl olup da bu kadar yaygınlaşabildiğini sorgulayalım.

Bizler hem bilgi çağında yaşayıp hem de bu kadar yalanla, dogmayla nasıl karşılaşıyoruz?

Yıllarca okullarda okuyup da en basit yalanlara nasıl kanabiliyoruz?

Düşüncenin yalnızca siyasi veya dini değil, tüm yönlendirici dış etkenlerin baskısından kurtulmuş olması gerektiğini kavramalıyız.

İrrasyonel düşüncenin öne çıkartılması için üç temel öğe kullanılır, Eğitim, Pazarlama ve Ekonomik Baskı.

Üst akil doğrudan kanunlarla cezalandırmak yerine bu üç öğeyi kullanarak özgürlüklerin toplum içinde gönüllü olarak sınırlandırılmasının sağlanabileceğini biliyor ve her fırsatta kullanıyor.

Düşünce özgürlüğü demek, daha en baştan eşit olmayan iktidar ve muhalefeti aynı kefeye koymaktır. İktidardaki gücün fikir özgürlüğü ile muhalefetin kısıtlanmış fikir özgürlüğünü eşit derecede savunmak, Sabancı Holding ile bir simitçiden aynı oranda vergi almak gibidir

Düşünce özgürlüğü inanca sahip olmak. Senelerce tek kişilik hücrede kalan Nelson Mandela gibi, fiziksel olarak tutsak olsa da, ruhsal ve fikir olarak kendisini özgür hissetmesi gibi bir şeydir. 

Düşünebilme yeteneği, inanç ve çeşitli başka faktörlerin de etkisiyle insanın kendisini beyinde özgür hissetmesine neden olabilir.

Okul hayati, çocuklara bir yandan temel bilimleri öğretirken diğer yandan devletin istediği düşünceleri veya dini öğeleri de öğretir. Rasyonel düşünceyle, irrasyonel olanın karışımından oluşan bir eğitim sisteminden sorgulayan, kuşku duyanın sanların çıkmasını beklemek güçtür.

Normal bir insan söylendiğinde insanların inanmadığı yalanları röportajlar vererek reklam yaparak otobüs duraklarına asarak sürekli yinelerseniz insanlar buna inanır, Pazarlamayla Algısı psikologları bile şaşırtan bu başarısının sonucu olarak zengin ve güçlü olanın, diğerlerine oranla çok büyük bir avantaj sağladığını gözler önüne seriyor.

Diğer etkili bir etkende ekonomik baskıdır.  2 türlü uygulanır: Ceza ve ödül.

Muhalif düşüncelere sahip kişi ya da kurumların görevlerine son vermek veya muhalif görüş sahiplerini işten atmak işin ceza kısmıyla ilgilidir.  Ya da tam tersi ayni fikir ve düşüncelere sahip kurumlara sağladığı fonlarla kendi görüşlerine yakın kişilere dağıtılmasıysa ödüllendirme yöntemidir. Bu üç etken üzerinden Düşünce özgürlüğü kısıtlanır.

Eğitim düzenini dogmalarla doldurmak, Pazarlama ve propaganda yoluyla çeşitli fikirleri kabul ettirmek, Muhalif düşünen kişi ve kurumların üzerinde ekonomik baskı kurmak,

Eğer bir ülkede düşünce özgürlüğü değil de düşünce özgürlüğünün sınırları tartışılıyorsa orada özgür düşüncenin olmadığından kuşku duymak gerekir.

Düşünce özgürlüğü bilimin, sanatın olmazsa olmazıdır. İnsanlık tarihindeki her olumlu gelişmenin altını yeterince derinlikte kazdığınızda karşınıza özgür düşünce çıkar.

Ne dersiniz, düşüncelerimizi açıklarken gerçekten de özgür müyüz?

YORUMLAR

  • 0 Yorum