Reklam
Reklam
Reklam
Murat Küçük

Murat Küçük

skymurat007@hotmail.com

Siyasi partiler ve fanatizm

25 Aralık 2020 - 09:14


Evet, sevgili okurlarım bu haftaki yazımda siyasi partilerin nasıl olması gerektiği üzerinde durulması hususunda kendi fikirlerimi sizlere ileteceğim ve siyasi partilerde fanatizm olgusunu sizlerle beraber tartışacağım.

Siyasi partiler, devletin bekası için ve halkın istekleri ve beklentileri doğrultusunda bir terazi görevi görmesi gerekir.
Toplum için faydalı olan her şey devlet için faydalı olmayabilir. Örneğin asgari ücret konusu, bu günlerde gündemde olduğunu biliyoruz, gönül ister ki herkes asgari ücretin 3-4 katını alabilsin, ama şuan devletimizin mali tablosu, bunu karşılayacak durumda olmadığı kesin.

Tabiki de halkımız her şeyin en iyisini hak eder ve buna göre gerek siyasi partiler gerekse halkın seçmiş olduğu siyasi yapı ve yönetimler, halkın refahı için çalışıyor ve daha da çalışması gereklidir.
Sözüm ona bir siyasi parti halkın isteklerini yerine getirmeli ve bunu yaparken de devletinin menfaatlerini düşünmelidir.

Günümüzde siyasi partiler, seçime girip kendini meclise atma derdindedir. Meclise girdikten sonra da genelde fazla bir faaliyette bulunulmadan sürecini tamamlamaktadır.
Seçim öncesi verilen boş vaatler seçimden sonra yerini kuru gürültü ve homurtulara bırakmaktadır.
Çok şey vaat etmek yerine az şeyi vaat edip yapmak daha iyi değil midir?

En azından toplum içinde bir düşünce ve fikir erozyonu yaşanmaz ve toplumda seçmiş olduğu siyasi yapının arkasında durur ve onu bağrına basar.
Günümüzde siyasi partiler körü körüne tutulmakta ve kaba tabirle takım tutar gibi bir fanatizm yaşanmaktadır.

Bu durumda partilerin suçu yoktur, çünkü düşünme ve idrak etme işi halk kitlesinin temel ödevidir.
Üzülerek söylemek istiyorum ki, bu özellik gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerin temel özelliklerindendir.

Siyaset bir bilimdir ve her zaman devleti, vatandaşı için doğruyu güzeli arayan bir düşüncedir. Temelde devletin bekası düşünülür ve hiçbir ötekileştirme yapmadan tüm halkı bağrına basan ve bu şekilde bir yönetim prensibine sahip olan fikirdir.

Güzel ülkemde birçok üniversitede okutulan siyaset bilimi, tabana doğru inildikçe değerini kaybetmekte ve hatta parası olanın seçildiği bir feodalite sistemine dönmektedir.
Toplum olarak takım tutar gibi bir fanatizm içine girdiğimiz ortada olduğunu söylemek, bence de zor olmamalıdır. Eğer bir parti seçildikten sonra, ya da seçilen bir aday işini düzgün yapmıyor ise, başka adaylara ve hatta başka partilerin fikir ve düşüncesine yer verilmelidir.

Sonuçta devlet, kaba tabirle futbol takımına benzemez, ilerde kötü sonuçların vereceği zarar unutulmamalıdır. Burada öncelikle görev halka düşmektedir, halk kitlesi okuyacak kendini düşünce olarak geliştirecek ve herhangi bir olası art niyet besleyen fikir akımlarına kapılmayacaktır.
Tıpkı kurtuluş savaşı döneminde kurulan zararlı cemiyetlerin ortaya koyduğu zararlı fikirlere kapılan belli bir kesimin, halkın neredeyse tamamını kurtuluş savaşında, akıbetini tehlikeye atması gibi..
Özet olarak bize düşen görev, particilikte fanatizme yer vermeden doğruyu güzeli aramaktır ve kim işini daha iyi yapıyor ise ona o görevi vermektir.

Aklın, bilimin, mantığın önem kazandığı bir sistem, her zaman kazanmaya layıktır diyorum ve bir başka haftalık köşe yazımda buluşuncaya dek hoşçakalın…
 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Mehdi Seyyidoğlu.
    3 ay önce
    Yönetim yapacaklarını 2 temelde değerlendirmeli.aksi taktirde, mutsuz olan bir birey için, devletin bekasının o kadar da önemli olmaz.
  • Mfy
    3 ay önce
    Gayet güzel tebrikler