Reklam
Reklam
Reklam
Şevki Direkli

Şevki Direkli

Mercek
urfadegisim@gmail.com

BM'nin tepkisi

02 Nisan 2021 - 09:22

Büyük gündem yaratan ve çok konuşulan İstanbul sözleşmesinin Türkiye tarafından iptali birçok alanda tepkiye sebep oldu. Özellikle sosyal medyada yankı yapan bu karar. Birçok yerde protestoya sebebiyet verdi. Bu sözleşmeyi gerekli görende var, gereksiz görmeyende ancak gereksiz görenlerin çoğu sözleşmenin içeriğini bile okumamış vaziyette. Yani sürü sistemi de denilebilir.

Gelelim İstanbul Sözleşmesine, bu sözleşmeye bakacak olursak
Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi. Avrupa Birliği tarafından imzalanan, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan uluslararası insan hakları sözleşmesidir. Toplam 45 ülke onaylamıştır. Türkiye ise 11 Mayıs 2011 tarihinde imzalamış, 14 Mart 2012 tarihinde ise onaylamıştır.

Bu sözleşmenin içeriği geniştir kısaca özetlersek
Kadınları her türlü şiddetten korumak, kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak,
Kadına yönelik her türlü ayrımcılığın kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınların güçlendirilmesi yolu dahil kadın ile erkek arasındaki temel eşitliği teşvik etmek;
Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet mağdurlarının korunması ve bu mağdurlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politikalar ve tedbirler geliştirmek;
Kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik etmek;
Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak üzere bütüncül bir yaklaşım benimsemek amacıyla etkili işbirliğini sağlamak için kuruluşlara ve kolluk kuvvetlerine destek ve yardım sağlamaktır.
Ayrıca Sözleşme kapsamındaki suçlar;  Ev içi şiddet,  (fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik), Taciz amaçlı takip, Tecavüz, Cinsel şiddet , Cinsel taciz, Zorla evlendirme, Kadınların sünnet edilmesi, Kürtaja zorlama ve kısırlaştırmaya zorlama.
Bu sözleşmenin içeriği geniş detaylı okunması gerekir. Bu sözleşme 20 Mart 2021 tarihli Resmi Gazetede duyurulan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi İstanbul Sözleşmesi'nden çekildi.  "3718 sayılı kararda 'Türkiye Cumhuriyeti adına 11/5/2011 tarihinde imzalanan ve 10/2/2012 tarihli ve 2012/2816 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 3 üncü maddesi gereğince karar verilmiştir." kararnamesiyle feshedildi şeklinde yayımladı.

Sözleşme’nin iptaline sebep ise  ‘’İstanbul Sözleşmesi’nin LGBT ideolojisi savunuculuğuna indirgenmesinin; LGBT’nin bazı kesimler tarafından meşru evrensel hukuk normu şeklinde dayatılmasının önüne geçmek’’ olduğu ileri sürüldü. Tabi bu açıklama bir çok dindar ve muhafazakar kesimin sözleşmenin asıl içeriğine bakmadan bu karara destek vermesine sebep oldu.
Bu karar ile ilgili Birleşmiş Milletler ise ‘’Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının, kadına yönelik şiddeti önlemek ve bununla mücadele etmek için şimdiye kadar sarf edilen önemli çabalara zarar vermesinden ve ulusal yasal, politik ve kurumsal çerçevenin daha da güçlendirilmesine yönelik ilerlemeyi engelleyebileceğinden endişe etmekteyiz''  şeklinde açıklamada bulundu.

Başta dediğim gibi onca madde ve içerik varken kalkıp LGBT’ye takılıp bu bizim kültürümüz ve toplumumuz için zararlı deyip holiganlık yapmak ne kadar doğru. Üstelik klavye delikanlılığı ile cihat yapmak ayrı bir cahillik. Şu açıdan bakarsak evet sözleşme varken bile kadın çocuk cinayetleri, tecavüzler, şiddet ve tacizler has oran yüksekti. Sözleşme ne faydası vardı denilebilir.

Sözleşmenin kalkmasını şükrederek ve yerinde bir karar olarak gören o muhafazakar kesim yanılıyor. Şeriatçılık, İslamcılık bunlar hikâye. Bu insanlara gidip suç işleyen birçok kişinin geçmişinde ilahiyat ve hoca imamlık geçmişi var. Derse siniz yalanlar kabul etmezler. Birçok uyuşturucu, fuhuş, taciz cinayet din ayağı adı altında yapılıyor. Bu sözleşme ne zaman imzalanmış diye sorsanız bu insanlara onu bile bilmezler. Çünkü bunlar, insanların günahlarına bakmakla meşgul, öyle ki kendi günahlarını göremeyen bu insanlar kalkmış şükrederek kararı savunuyor. Öte yandan önceden sözleşmeyi savunan, kadın dernekleri ve birçok kuruluşlar sözleşmenin iptalinden sonra, verilen kararın arkasında durdu bu da ayrı bir garip.

Kısaca sözleşme sadece 5, 6 maddeden oluşmuyor, yani tek bir maddesine bakarak yargılanmadan önce sözleşmenin içeriğine bakıp okumak gerek.  Orası artık kişiye kalmış.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum