Reklam
Reklam

Halkımız ve sağlık emekçilerimiz kaderlerine terk edilmiş

Ses Urfa Şubesi düzenlediği basın toplantısında, pandemi süreci hakkında açıklamalarda bulundu. Şube Eşbaşkanı Eylem Salar ’’Durumun ciddiyetinin kavranılması açısından bütün bilgilerin halkla paylaşılması gerekiyor’’ dedi

Halkımız ve sağlık emekçilerimiz kaderlerine terk edilmiş
26 Kasım 2020 - 14:05 - Güncelleme: 26 Kasım 2020 - 17:54

Ses Urfa Şubesi EşBaşkanı Eylem Salar konuşmasına, şu şekilde başladı “Covid-19 pandemisi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de devam etmektedir. Her ne kadar virüs tüm insanları eşitledi söylemleri hüküm sürse de biz, hayatını sürdürmek için çalışmak zorunda olan işçilerin, emekçilerin ve yoksul halkın uygun çalışma ve barınma koşulları, yeterli beslenme, sağlık hizmetlerine ulaşma ve diğer çevresel koşullar açısından virüs karşısında da sermaye sınıfıyla eşitlenmediğini biliyoruz.
 Salgın Urfa yerelinde de başından beri takip ettiğimiz ve gün geçtikçe de artan bir ivme ile varlığını sürdürmektedir. İlk başlarda yerel yöneticiler ve idareciler tarafından inkâr ve salgını görmezden gelen bir tutum sergilense de zamanla artık saklanamaz bir şekilde artış olduğu görülmektedir.
“Bu vaka sayısı ile Türkiye dünya sıralamasında beşe, Avrupa’da ise zirveye
Salar konuşmasına şu sözlerle devam eti “Defalarca uyarılarımıza rağmen pandemi sürecinde şeffaf olunmamış, durumun ciddiyeti kavranmamış, bilimsellikten uzak, toplumcu bir sağlık algısının dışında sadece rakamlar ve istatistikler üzerinde oynanarak süreç idare edilmeye çalışılmıştır. Zaten sağlık bakanlığının dünkü açıkladığı rakamlar da aylardır savunduğumuz pandemide bilginin şeffaflığı ve bilimselliğinin ne kadar önemli olduğunu doğrular niteliktedir.Vaka sayısı ve hasta sayısı şeklinde ayrı ayrı açıklanarak bu ikilem arasında sıkışan bakanlık, bilgiyi halktan gizleyerek salgının artışına sebep olmuştur.Günlük vaka sayının 28 bin 351 iken hasta sayısı 6 bin 814. Yaklaşık 5 katı. Bu vaka sayısı ile Türkiye dünya sıralamasında beşe, Avrupa’da ise zirveye yerleşti.
Gelinen nokta; ilimizde salgının yıkıcı etkisi iyice görünür hale gelmiş, kamu hastanelerinin yoğun bakımları %100 doluluk oranına ulaşmıştır. Her gün yeni covit servisleri ve yoğun bakımlar açılmaktadır. Bir kez daha görüyoruz ki sağlık sistemini ayakta tutan yürütülen politikalar değil Olağanüstü şartlarda müthiş bir özveri ile çalışan Sağlık emekçiler ve bizler tükeniyor, ölmeye devam ediyoruz. Mevcut çalışan sağlık emekçisi eksikliğine bir de mesai arkadaşlarının pozitif çıkması ile beraber zaten varolan sorun derinleşmektedir. Örneğin bazı yoğun bakımda tek hemşire ile çalışmak zorunda kalan arkadaşlarımız itiraz ettiklerinde karşılarına pandemi süreci gerekçe gösterilerek üstükapalı yer değişikliği ile tehdit edilmekte arkadaşlarımız ciddi mobinge maruz kalmaktadırlar.
Halen gerekli tedbirler, uyarılar ve hassasiyetler gösterilmemektedir. Salgın yönetilemiyor! En son sahadan aldığımız bilgiler doğrultusunda son 10 gündür vaka sayısı yaklaşık olarak 1500-1600 civarındadır. Ki nitekim dün sağlık bakanın yaptığı açıklama ile aylardır söylediğimiz gerçekler doğrulandı. Gerçekleri halktan saklayarak aynı zamanda pandeminin de daha hızlı yayılmasına neden olundu. Bu yönetememe hali maalesef insanların yaşamına maloldu.
Kronik hastalığı olup karantinada olan ve tedavi görmesi gereken hastalar aciliyetinebakılmaksızın karantina sürelerinin dolması beklenmekte herhangi bir tedavi uygulanmamakta ve kaderleri ile başbaşa bırakılmaktadır. Yine son süreçlerde duyduğumuz kadarıyla covit pozitif tanı alıp hastaneden eve gönderilen, karantina da olan bireylerin evde vefat ettiği bilgisi. Yine bu süreçlerde kronik hastalığı olan hastaların tedavisi aksamakta, Sağlık hizmetlerine ulaşımı engellenmiş ya da gerekli tedbirler alınmamıştır.
Bizler sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak elbetteki halkımızın sağlığını ve güvenliğini korumak, takip etmek ve sorumlulardan hesap sormak durumundayız. Bunun yanında sağlık emekçileri sendikası olarak pandemi kliniklerinde ve/veya hastanelerde hasta ile temas halinde olan tüm sağlık çalışanlarının da sağlığını korumak ve gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak durumundayız. Durum bu haldeyken Şanlıurfa il sağlık müdürlüğü işlemez hale gelmiş, adeta halkımız ve sağlık emekçileri kendi kaderlerine terk edilmiş durumdadır.  İl sağlık müdürlüğü ve Halk sağlığı hizmetleri başkanlığına halkımız ve sağlık emekçileri adına soruyoruz;
Şu ana kadar ilimizde kaç hastaya tanı konmuş, kaç hasta vefat etmiş, kaç hasta iyileşmiş, kaç hasta halen servis ve yoğun bakımlarda yatmaktadır. Durumun ciddiyetinin kavranılması açısından bu bilgiler halkla paylaşılmış mı?Kronik rahatsızlığı olan birçok kişi evine gönderiliyor,Karantinaya gönderilen kaç kişi yaşamını yitirmiştir ?
Şu ana kadar ilimizde kaç sağlık çalışanı enfekte olmuştur?Kaç sağlık çalışanı hayatını kaybetmiştir?
İlimiz cezaevlerinde kronik hastalığı olan tutuklular pandemi sürecinde gerektiği gibi korunabilmekte midir? Tutuklular arasında covid pozitif olanların varlığı bilinmektedir. Zorunlu olarak izolasyonda olan tutuklular pandemi nedeniyle risk oluşturmaması açısından  görüş yasağı konularak aileleriyle görüştürülmemekte olmasına rağmen bugün ilimiz cezaevlerinde 26 tutuklunun covid pozitif olması, bulaş kaynağının cezaevi personeli olduğunu, bu konuda gerekli tedbirlerin alınmadığını göstermektedir. Yeterli temizlik malzemesi temini ve dezenfeksiyonun gerektiği şekilde yapılıp yapılmadığı denetlenmekte midir? Buna dönük cezaevi idareleriyle görüşmeler yapılıp gerekli önlemler alınmakta ve uygun takip ve tedaviler yapılmakta mıdır?
Sürecin başından beri ısrarla vurguladığımız acil ihtiyaç maddelerinin dışında üretimin durdurulması talebimizi tekrarlayarak soruyoruz. İlimizde bulunan fabrika ve atölyelerde covid pozitif işçilerin olduğu işyerlerine yönelik her hangi bir çalışma yapılmış mıdır? Gerekli denetimler yapılarak sağlıksız koşullarda üretim yapan fabrikalar için idari süreçler işletilmiş midir?
Pandemi  ile en ön saflarda mücadele eden sağlık emekçilerienfekte olduğundatanılar meslek hastalığı  ve/veya  işyeri kazası olarak giriliyor mu? Salgının ilk aylarında Sağlık Bakanlığının da açıkladığı şekilde ek ödemelerin tavandan verileceği açıklanmışken sonraki aylarda, salgın halen devam ediyorken ek ödemelerde kısıtlamaya ve eski haline geçilmesinin gerekçeleri nedir?
“Bu soruların cevaplanmasını, sağlık çalışanlarının ve halkımızın sağlığının korunması ve geliştirilmesinde gerekli tedbirlerin alınmasını talep ediyoruz.
Sendika olarak salgınla mücadelede ülke çapında acil olarak uygulanmasını gerekli gördüğümüz önerilerimiz şunlardır;

4 hafta boyunca ülkeye giriş çıkışlarda çok sıkı tedbirler uygulanmalıdır.
4 hafta boyunca sağlık, belediye temizlik ve gıda satışı dışındaki tüm faaliyetler durdurulmalıdır.
Güvenlik adına yürütülecek faaliyetler cezalandırıcı bir perspektifle değil sosyal hizmetler ve destek kapsamında yerel yönetimlerin de katılımıyla yürütülmeli, başta sindemide belirlenen kuralların denetimi, özellikle ev içinde başta kadın ve çocuklara yönelik olmak üzere şiddet, vatandaşların can ve mal güvenliğini korumaya yönelik tedbirlerle sınırlı olmalıdır.
Kamuda çalışan işçi memur vb. tüm çalışanların maaşı kesintisiz ödenmelidir. Gündelik işlerde ve özelde güvencesiz çalışan ve yoksulların tamamına 1 aylık ihtiyacını karşılayacak (en az 5000 TL) mali destek kamu bütçesinden karşılanmalı, esnafa bir aylık kira bedeli ve geçim giderleri desteği (en az 5000 TL) verilmelidir.
Sağlık personeline nitelikli kişisel koruyucu donanım eksiksiz sağlanmalıdır. Sindemi ile mücadelede sağlık alanındaki emek ve meslek örgütleri ile bakanlık kolektif çalışmalıdır. Sağlık alanındaki personel açığının güvenceli kadrolu istihdamı ile kapatılmasına yönelik planlama yapılmalı, 4C, 4B gibi güvencesiz kadrolarda çalışan personelin güvenceli kadroya geçmesi sağlanmalı, haklarında kesin yargı kararı bulunmayan ihraç tüm sağlık emekçileri göreve başlatılmalıdır.
Yüksek enfeksiyon riski ve aşırı iş yükü altında çalışan sağlık çalışanlarının sahada yaşadıkları şiddet, mobbing, adaletsiz ek ödemeler, belirti göstermelerine rağmen çalıştırılmaları, Covid-19 testi yaptırmalarının engellenmesi, hamile ve kronik hastalığı olmasına rağmen çalıştırılmaları vb. sorunların giderilmesine yönelik ivedilikle planlamalar yapıp girişimlerde bulunulmalıdır.
Belediye temizlik işçileri, gıda tedarikçileri, güvenlik güçleri gibi çalışması zorunlu olan kesimlere kamu ve çalıştırmaya devam eden firmalarca nitelikli koruyucu donanım sağlanmalıdır.
Vatandaşların zorunlu harcamalarının (su, elektrik, ısınma, vb.) faturaları devlet tarafından ödenmeli, kredi borçları vb. ertelenmelidir.
Farkındalık yaratmaya yönelik sosyal medya, TV, gazete vb. gibi araçlarla bilgilendirme çalışmaları yapılmalıdır. Meclis’te bulunan tüm partiler ile hükümet koordineli çalışmalıdır. STK’lar, muhtarlar, mahalle meclisleri vb. gibi toplumun örgütlü kurumları ile resmî kurumlar eşgüdüm içinde çalışmalıdır
Salar sözlerine son olarak,  olarak şu ifadelere yer verdi. “Kalabalık ve yoksul aileler içerisinde hastalığa yakalananların tedavilerinin ve izolasyon süresi boyunca konaklamalarının kamuya ait ya da kamunun finansmanını sağlayacağı ayrı mekanlarda gerçekleştirilmesi, izolasyonda kalmak zorunda olanlara bakım verilmesi sağlanmalıdır.
Covid-19 nedeniyle enfekte olan ve hayatını kaybeden insanlarımızın ve sağlık çalışanlarının sayısı dahil tüm veriler, yapılanlar, eksiklikler şeffaflıkla toplumla paylaşılmalıdır.
Bir aylık sürenin sonrasında sindeminin boyutu yeniden gözden geçirilerek hareket edilmelidir. Salgın tüm dünyada kontrol altına alınıncaya kadar yurtdışı giriş ve çıkışlarda tedbirler (test yapma, 14 gün izolasyon vb.) sürdürülmelidir.” Dedi


Bu haber 687 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum