Reklam
Reklam
Ayşegül Uzun

Ayşegül Uzun

Kadın Olmak Zor

Yediklerimiz temiz mi?

16 Ekim 2020 - 09:21

Dünyayı sarsan virüs salgını nedeniyle yeniden gözden geçirme ihtiyacı duyduğumuz alışkanlık ve davranış kurallarının başında elbette temizlik geliyor.
Adına hijyen dediğimiz, mikroptan arındırılmış temizliğin ilk adımı ellerimizden başlıyor. Kişisel temizlik, çevre temizliği ve gıda maddelerinin temizliğiyle devam eden düzenin her biri diğerinden önemli.
Temizlik çok önemli olmasına rağmen ihmal ettiğimiz öyle bir husus var ki, belki de hastalıkların büyük bölümünün kaynağı da budur. Nasıl ki Karakoyun Deresi yıllarca Şark Çıbanı hastalığının kaynağı olarak Urfa'ya bela olduysa, günümüzde farkında olmadığımız bazı hastalıkların sebebi de yiyip içtiklerimiz olabilir.
Örneğin bugünlerde bolca üretmeye başladığımız isot, başlı başına bir sorundur. 
Tarlalarda yetiştirdiğimiz tüm sebze meyveler gibi isot da ekildikten itibaren yoğun şekilde ilaçlama ve gübrelemeye tabi tutulur. Öyle ki, bitkinin gelişmesi için toprağa atılan gübre ve diğer maddelerin büyük kısmının doğrudan meyveye geçtiği, tüketim yoluyla alınan bu maddelerin de kanserojen etki yaptığı bilim adamlarınca kanıtlanmış durumdadır.
Ancak daha farklı bir konu, isotun tarlada hasadından başlayıp, sofralarımıza gelene kadar yaşadığı kirlenme sürecidir. Tarladan toplandıktan sonra isotların konulduğu çuvalların büyük kısmı gübre çuvallarından oluşmaktadır. Hasattan sonraki kirlenmenin ilk aşaması budur.
Tüketime hazırlık aşamasına getirilen isotlar gübre çuvallarından boşaltıldıktan sonra doğrudan işleme tabi tutulmaktadır. Yıkama yapılmadan başlanan parçalama, sap ve tohumlarından ayırma işleminin tamamı yine kirli ortamlarda yapılmaktadır. Titiz ev hanımlarının kendi tüketimleri için hazırladıklarının dışında isot hiçbir zaman yıkanmamaktadır. Kurutma aşamasında üzerine gelen toz ve kir, kuruduktan sonra mideye kadar olan yolculuğunu rahatlıkla sürdürebilmektedir.
Aynı şekilde geleneksel lezzetlerimizden olan şıra ürünleri de isottan geri kalmamaktadır. Bağlarda türlü ilaç ve kimyasalların etkisi altında olgunlaşan üzümler, toplandıktan sonra doğrudan ezilerek suyu çıkarılmakta ve yıkanmamaktadır. Tıpkı isottaki gibi şıra ürünü pestil ve pekmez de hazırlık aşamasından sonra kuruması, olgunlaşması için açık havada bekletilerek çevresel kirlenmeye maruz kalmaktadır.
Yıkanmadan, temizlenmeden sofralarımıza gelen ürünlerin bir diğer kısmı da kurutmalıklardır. Patlıcan, biber, domates, nane gibi ürünlerin hemen hemen hiçbiri yıkanmadan işleme alınmakta ve çevresel kirlenmeye maruz kaldıktan sonra tüketime sunulmaktadır.
Hemen hemen hepimizin hiç sorgulamadan tükettiği bu ürünler, belki de nereden geldi bu bela diye yakındığımız hastalıkların ana kaynağıdır.
Koronavirüs mü?

O hepsinden masum diyebiliriz.
Adı üzerinde, koronavirüs yakın temasla bulaşıyor ve riskli gruptaki insanlar için zor ve bazen de öldürücü olabiliyor.
Maske ve mesafe kurallarına uymaya devam derken, temizlik kuralının çerçevesin genişletmeye ihtiyacımız var sanırım.

YORUMLAR

  • 0 Yorum