Reklam
Reklam
Musa Kazım Özdilek

Musa Kazım Özdilek

Aile olmak

09 Eylül 2020 - 09:11

Aile, anne baba ve çocuklardan oluşan en küçük toplumsal birimdir. Toplumu meydana getiren kurumların temelidir. 
Toplumun inançlarını, gelenek ve göreneklerini, değer yargılarını, kısaca kültürünü barındırır, korur ve gelecek nesle aktarır. Bu nedenle çocukların yetişmesi ve eğitimi açısından aile oldukça önemlidir, hatta birinci derecede bir öneme sahiptir. 

Bugünün zamanına baktığımızda; Dıştan aile gibi görünüp, kendi içerisinde çeşitli birlikteliği sağlayamayan bireylerin çatışmaları, toplumun çatışmalarına dönmüş bir süregelen fikirlerin ayrışmasından çok kıskançlığın ve hasedin temeline oturmuş bir topluluk mitolojisi görülür. Bugünkü yazımda araştırmalarımdan dolayı toplumun en küçük yapı birimi olan aile kavramını ele almak istedim. Toplumda olan ayrışmaların asıl sebebinin aile içerisinde olan ayrışma olduğunu yaptığım çalışmalar sonucunda öğrendim, Tabii dış etkenlerin faktörlerini saymazsak, bundan fazla değil, yaklaşık 80 yıl önce Aileler hep bir arada yaşar, iktisadi ve manevi yönetim evin yaşça en büyük olan babası tarafından sağlanır. Ailelerin büyük olmasını sağlayan avlulu ya da günümüz tabiri ile hayatlı evlerde yaşam sürerlerdi. 

Evler büyük olması ile her evlenen birey önce belli süre anne ve babasının gözetiminde ve ailesini yönetmesiyle gerçek aile değer bilincini yeni evlenen aileye yerleştirilir, aile birbirinden kopmaz, büyüğe saygı küçüğe sevgi, anlayışı ile birlikteliğin gücü yaşatılırdı. Zaman içerisinde bu anlayış gitgide yok olmaya başlarken günümüzde artık her evlenen çift ayrı evlerde kendi tabirince özgür olarak yaşıyor, fazla geçmeden bir çocuk ya da iki çocuk sonrası çiftlerin ayrılmasını görüyoruz. Aileler bu şekilde yok oluyor. Peki, Büyük aile yapısından küçük aile yapısına nasıl geçildi; önce evleri küçülttüler, yani modern yaşantı dediğimiz sözüm ona batılılaşma önce mimarimizle oynadı, sonra o hasetlik ve anlayışsız düşünce o büyük hayatlı evlere girdi önce kayınvalidede başladı görümceyle devam eden küçüğünün, eve yeni gelen gelininin kusurlarını görmezden gelmeyerek hep başa kalkmasıyla başladı bu diğer eltinin baskısıyla devam etti. 

Bu gelişmelere devam edemeyen gelin her haklı gibi büyük aileden kopup kendi küçük ailesini kurmayı sağlamış ve bu süregelen anlayışla aileler gitgide küçülmüştür, şu zamana baktığımızda ise yeni evlenen çift ayrı evde kendi geçimlerini idame ettirebilmek için var gücüyle yaşam mücadelesi vermektedir. Ama anlayış bitti mi derseniz hayır bitmiş değil, hatta ve hatta daha fazlaları yaşanmaktadır.  Gelin; kayınvalide, görümce ve elti üçgeninde yaşam mücadelesi vermekte ve bu anlayış ailelerde bazen ayrıştırma bazen de şiddet doğurmaktadır. Bu gizli savaş içerisinde en çok mağlup olan hiç şüphesiz erkek olup, bununla birlikte aile içerisinde küskünlükler zamana yayılıp, süre sonunda büyük ayrılıklara ve toplumun ayrışmasına sebep olmaktadır. Siz değerli okuyucularıma bu günlük bu kadar sığdırabildiğim ama devamı olacak yazımda sonuç olarak şunu söylemek istiyorum; Kadın bir toplumda ayrıştırıcı ve birleştirici özellik taşımakta olup, toplumun nasıl şekil aldığına kadın istemeden şekil vermektedir. Bir daha ki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça ve sağlıkla kalın…

YORUMLAR

  • 0 Yorum