'İntikam' ve 'Adalet' Aynı Şey Değil -2
Reklam
Reklam
Ahmet Doğan

Ahmet Doğan

Sorgulama

'İntikam' ve 'Adalet' Aynı Şey Değil -2

04 Mayıs 2019 - 09:22

Selt­zer, in­ti­kam ile ada­let ara­sın­da 5 temel fark var ol­du­ğu­nun al­tı­nı çi­zi­yor.
Ön­ce­lik­le in­ti­kam duy­gu­sal, ada­let ise ras­yo­nel bir te­me­le da­ya­nır. 
Bu ha­ya­tın ip­ti­dai dü­zey­de duy­gu­lar et­ra­fın­da şe­kil­len­di­ği köy yer­le­rin­de kan da­va­la­rı­nın; me­de­ni­leş­me­nin (kent kül­tü­rü) ol­du­ğu öl­çü­de ise hukuk da­va­la­rı­nın sa­yı­sal ola­rak art­ma­sı­nı açık­la­yan şey­dir. İnti­kam, ne­ga­tif duy­gu­la­rın yön­len­dir­di­ği bir acı çek­tir­me, en üst for­mun­da ise kan dökme is­te­ği­dir. 
İnti­kam bir ta­ra­fın bir anlık da olsa tat­mi­ni­ni he­def­ler, ada­let ise ta­raf­sız­dır.Man­tık­sal, ah­la­ki ve hu­kuk­sal ta­nım­la­rıy­la bir sos­yal söz­leş­me­yi ko­ru­ma ve top­lum­sal güven or­ta­mı­nı ila-ni­ha­ye tesis etme ame­li­ye­si­dir.Şid­det ve acı çek­tir­me ile sos­yal ada­let sağ­lan­maz ak­si­ne sos­yal ada­le­tin var olma şansı da öl­dü­rü­lür.
İkin­ci­si, in­ti­kam in­sa­nın doğal iç­gü­dü­le­rin­den bes­le­nir. Ada­let ise eği­tim, ter­bi­ye ve uy­gar­laş­ma ile ula­şı­lan ki­şi­lik üstü sos­yal ve hu­kuk­sal bir dü­zey­dir.Yani in­ti­kam ilkel bir dav­ra­nış­tır. En eği­tim­siz in­sa­nın da yö­ne­le­ce­ği bir ara­yış­tır. Fran­cis Bacon, ‘’İnti­kam ip­ti­dai bir ada­let ara­yı­şı­dır. İnsa­nın do­ğa­sı, ey­le­min­de ne kadar yön­len­di­ri­ci ise ada­let de o kadar azdır’’ der­ken bu ger­çe­ğe dik­kat çe­ki­yor. 
Ada­let ise, Ele­anor Ro­ose­velt’in de­yi­şi ile sa­de­ce tek bir ta­ra­fın değil her iki ta­ra­fın da hak­la­rı­nı her zaman gö­ze­tir. İnti­kam, kan le­ke­si­ni kanla yı­ka­ya­rak te­miz­le­mek gi­bi­dir. 
Ünlü İran ata­sö­zü­nün söy­le­di­ği gibi kan kan ile te­miz­len­mez. Kan, ada­let suyu ile te­miz­le­nir.
Üçün­cü fark, in­ti­kam için­de­ki kini gi­der­me ara­yı­şı iken ada­let bir hukuk ara­yı­şı­dır. Aşırı kin­len­mek, ah­la­kı yok eden, sa­hi­bi­ni yoz­laş­tı­ran bir şey­dir ve in­ti­kam­cı­yı, in­ti­kam ala­ca­ğı ori­ji­nal sal­dır­ga­nın dü­ze­yi­ne in­dir­ger. 
Etik man­tı­ğı­nın sa­yı­sız kez doğ­ru­lu­ğu test edil­miş ünlü for­mü­las­yo­nun­da­ki gibi, ‘iki yan­lış­tan bir doğru çık­maz’.Bi­ri­nin onu­ru­nu aşırı şe­kil­de kır­mak, ni­ha­ye­tin­de onur kı­ra­nın onu­ru­nu daha çok kırar. Her­ke­sin saygı duy­du­ğu bir ada­let me­ka­niz­ma­sı ise, bu dön­gü­den her­ke­sin onur­lu, hak­kı­na dü­şen­le ve er­dem­li şe­kil­de çıkma fır­sa­tı su­na­rak uzun va­de­de bir top­lu­ma uy­gar­lı­ğı zerk eder. Ada­let kin güt­mez.Ada­le­tin, sal­dır­ga­nın ka­nı­nın dö­kül­dü­ğü­nü, acı çek­ti­ği­ni, sefil bir hale düş­tü­ğü­nü gör­mek gibi bir amacı ola­maz. Suç fi­ilin­den önce meşru şe­kil­de kabul edil­miş, sı­ra­dan va­tan­daş­tan dev­let yö­ne­ti­ci­si­ne kadar her­ke­sin uy­mak­la yü­küm­lü ol­du­ğu, açık ve mü­es­ses hukuk mev­zu­atı­na göre ha­re­ket eder. Mağ­du­run ada­let di­ye­ce­ği du­ru­ma göre ceza uyduramaz.​Suç ta­nı­mı so­mut­tur, ev­ren­sel­dir ve fi­il­den çok önce ve o fi­il­den ba­ğım­sız ola­rak yü­rür­lü­ğe gir­miş­tir. Mağ­du­run kim­li­ği­ne göre az ya da fazla uy­gu­lan­ma­sı söz ko­nu­su ola­maz. Bun­lar ol­ma­dı­ğın­da ya­pı­lan şey, mah­ke­me­ler eliy­le bile olsa, ada­let mas­ke­li ilkel bir in­ti­kam eylemidir.​Kan da­va­sı kül­tü­rü­dür.
Yine, James Mace’ın da de­di­ği gibi, ‘’ada­let ara­yı­şı asil ve iyi bir dav­ra­nış­tır.Nef­ret­le in­ti­kam ara­yı­şı ise insan ru­hu­nu bir çır­pı­da tü­ke­ten bir şey­dir’’.Aşırı bes­len­miş in­ti­kam ar­zu­su in­sa­nın, her türlü moral ve etik de­ğe­rin dı­şı­na çık­ma­sı­nın meşru ol­du­ğu duy­gu­su­nu besler.​Muhammed Ali’nin, ”ben in­ti­kam­cı ol­ma­ya­na saygı duy­mam, kö­pe­ği­mi öl­dü­ren ke­di­si­ni sak­la­sın” sözü, bu yoz­laş­tır­ma po­tan­si­ye­li­nin ünlü ifa­de­le­rin­den bi­ri­dir.İnti­kam duy­gu­su­nun, masum bir ke­di­yi öl­dür­me­yi nasıl meş­ru­laş­tı­ra­ca­ğı­nı gös­ter­me­si açı­sın­dan ib­ret­lik­tir. Yine in­ti­kam­cı top­lum­lar­da ve kan da­va­la­rın­da yağma ve yol­suz­lu­ğun da sıkça gö­rül­me­si bun­dan­dır. Bir in­ti­kam so­nu­cun­da güç tesis eden, her şeyi ga­ni­met ola­rak görür. Lüb­nan’da re­hi­ne krizi sı­ra­sın­da 5 yıl re­hi­ne kalan İngi­liz ga­ze­te­ci John Mc­Carthy’nin de be­lirt­ti­ği gibi, ‘’in­san­lık ta­ri­hi bo­yun­ca in­ti­kam ar­zu­su ile yağma ar­zu­su hep yan yana git­miş­tir’’. İlkel top­lum­lar­da in­ti­kam fır­sa­tı bulan, in­ti­kam al­dı­ğı­nın ma­lı­nı mül­kü­nü ve hatta ka­dın­la­rı­nı ço­cuk­la­rı­nı da yağ­ma­la­ma hakkı görür ken­din­de.
Leon Selt­zer’in tes­pit et­ti­ği dör­dün­cü fark ise yu­ka­rı­da sos­yal araş­tır­ma­la­rın da vur­gu­la­dı­ğı gibi in­ti­ka­mın bir kısır döngü ya­rat­ma­sı­dır.Bir Alman ata­sö­zü­nün söy­le­di­ği gibi, ”in­ti­ka­mın in­ti­ka­mı çok sür­mez”.Kon­füç­yüs de bütün bil­ge­li­ğiy­le muh­te­me­len bu yüz­den, ”in­ti­kam ha­zır­lı­ğı yapan bir değil iki mezar kaz­sın” diyecekti.​Gandhi’nin ünlü tes­pi­tin­de ol­du­ğu gibi, göze göz bir nok­ta­da dur­maz­sa dün­ya­da­ki her­kes kör olur.​Adalet ise, ya­şa­nan olum­suz­lu­ğu onur­lu bir şe­kil­de aşa­rak ha­ya­ta, yeni bir aşa­ma­da ve yeni bir söz­leş­me­de devam fır­sa­tı sunar.
Selt­zer’in kay­det­ti­ği be­şin­ci fark ise in­ti­ka­mın sal­dı­rı, ada­le­tin ise denge kurma ey­le­mi ol­ma­sı­dır.İnti­kam sa­bır­sız ve kör ol­du­ğu için, doğ­ru­yu yan­lı­şı ayırt etmez.​Bu ne­den­le de oran­tı­sız ol­ma­sı, sal­dı­rı­nın suçu iş­le­ye­nin de öte­si­ne taş­ma­sı ka­çı­nıl­maz­dır.İnti­kam­cı­yı, ken­di­si­ne ya­pı­la­nın ay­nı­sı­nı yap­mak da tat­min etmez.
Çok daha faz­la­sı­nı yap­mak ister.İnti­kam ey­le­mi­ni, ada­let ol­mak­tan çı­ka­ran po­tan­si­yel de budur. Ör­ne­ğin bizi aşa­ğı­la­yan bi­ri­ne aynı aşa­ğı­la­may­la kar­şı­lık ver­mek bizi ra­hat­lat­maz. İçgü­dü­le­ri­miz, çok daha can ya­ka­ca­ğı­nı dü­şün­dü­ğü­müz aşa­ğı­la­ma­lar arar.
İşte bun­dan do­la­yı, bir suçu somut ola­rak sa­de­ce iş­le­yen ki­şi­nin yine suça kat­kı­sı ora­nın­da ce­za­lan­dı­rı­la­bi­le­ce­ği­ni, aile­si­nin, ak­ra­ba­la­rı­nın, aynı kim­li­ği pay­laş­tık­la­rı­nın ko­lek­tif şe­kil­de suçlu gö­rü­le­me­ye­ce­ği­ni ifade eden suçun ve ce­za­nın şah­si­li­ği il­ke­si; Yine, suç­suz bi­ri­ni ce­za­lan­dır­ma­ma­yı suçlu bi­ri­ni ce­za­lan­dır­ma­ya ön­ce­le­yen ‘şüp­he­den sa­nı­ğın ya­rar­lan­ma­sı il­ke­si’nin me­de­ni­ye­tin ve in­san­lı­ğın ge­liş­me­siy­le, il­kel­lik ve bar­bar­lı­ğın aşıl­ma­sıy­la hukuk sis­tem­le­ri­ne gir­me­si te­sa­düf de­ğil­dir. ‘İnti­kam’ gü­dü­sü­nün ter­bi­ye gör­me­di­ği bar­bar ve ilkel top­lum­lar­da, soyut suç­la­ma­lar üze­rin­den kit­le­ler ko­lay­ca soy­kı­rı­ma tabi tu­tu­la­bi­li­yor, ko­lek­tif ce­za­lan­dır­ma ya­pı­la­bi­li­yor ya da kişi suç­suz­lu­ğu­nu is­pat­la­yın­ca­ya kadar ce­za­lan­dı­rı­la­bi­li­yor­lar. Bu tür top­lum­lar­da gücü her ele ge­çi­ren bunu bir in­ti­kam ge­rek­çe­si­ne ve fır­sa­tı­na dö­nü­şü­yor ve yaşam on yıl­lar­ca yüz­yıl­lar­ca bir in­ti­kam­lar dön­gü­sü­nün ka­ran­lı­ğı­na hap­so­la­bi­li­yor.
Kar­şı­lık­lı in­ti­kam­lar dön­gü­sü­ne hap­sol­muş top­lum­lar, uygar bir top­lum ola­rak va­rol­ma şan­sı­nı yi­ti­rir. Sü­rek­li ka­ran­lık üre­ten bu dön­gü­den kur­tu­lup uy­gar­lık ka­pı­sın­dan geç­me­nin ilk şartı ada­le­tin ve ev­ren­sel hu­ku­kun, hem maf­ya­tik ol­ma­yan ger­çek bir dev­le­tin ve hem de uygar bir top­lu­mun tek te­me­li ol­du­ğu ger­çe­ği­ne bir an önce uyan­mak­tır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum