Reklam
Reklam
Ahmet Doğan

Ahmet Doğan

Sorgulama

Mursi ve Siyasal İslam

22 Haziran 2019 - 09:21

"Size bu işkenceyi yapsalar Enver Sedat'ı öldürdüğünüzü bile kabul edersiniz. Bize verilen elektrik Mısır'a 20 yıl yeterdi."

Bunlar, Mısır'da idam edilen El – Ahmadi 'nin mahkemede üzerine atılı suçları reddederken sarf ettiği sözler. Bir siyasi harekete, örgüte ya da cemaate bağlı yüzlerce insanın işkence ile ifadeye zorlanması, bir derneğe, partiye ve sendikaya dün legal iken üye olanların bugün "siz teröristsiniz" diye gözaltına alınmaları, bir siyaset adamının 6 yıldır tutuklu bulunması, idamla yargılanması, ilaçlarını alamaması ve mahkeme salonunda ölmesi... Tüm bunlar iyi şeyler değildir. Dünyanın neresinde olursa olsun ve kime yapılırsa yapılsın bu tür uygulamalara karşı ses yükseltilmelidir.

Ancak bunlardan ötürü Mursi güzellemesi yapmak da doğru değildir. Siyasal İslamcı kesim yapsın ama bu demokrat insanın işi değildir. Neden mi? Şöyle açıklayalım;

Öncelikle biraz geriye gidelim. İhvan-ı Müslimin, Türkçe adıyla Müslüman Kardeşler, serüveni asra yaklaşan, Mısırlı Hasan El – Benna 'nın liderliğinde kurulmuş; zamanla Lübnan başta olmak üzere birçok ülkede örgütlenmiş, Türkiye Siyasal İslamına da ilham vermiş bir siyasi harekettir.

İhvan; kentli ve eğitimli insanlarca yaşatılan entelektüel bir örgüt olarak, sürekli kültürel üretim yapan, aktif olarak siyasette var olan; zaman zaman üzerindeki baskı artınca savrulsa da mesela 1950'lerde kapatıldıktan sonra yer altına çekilip şiddeti bir araç olarak kullanma konusunda kendi içinde tartışmalar yaşasa da en nihayetinde çözümü hep sivil alanda aramış ve tekil olayları göz ardı edersek organize olarak teröre bulaşmadan bugünlere ulaşmıştır. Bu yönüyle elbette değerlidir. Ayrıca Sünni bir hareket olsa da İran'a düşmanca yaklaşmayan ve Şiilerle de dirsek bağı kurabilen tek yapıdır. Birçok İslam ülkesinde en güçlü muhalif parti durumunda olan uluslararası bir hareketten söz ediyoruz. Tabi ihvan muhalefetteyken teori üretimi konusunda sıkıntı yaşamayan hatta İslamcı olmayan diğer muhaliflere de sempatik gelse de asıl açmazlarını iktidardayken yaşayacaktır.

Tahrir'deki Rabiatü'l Adeviyye meydanında toplanan göstericilerin uzun süre devam eden eylemleri sonucu onlarca yıllık mübarek rejimi devrilir. 2012'de Mısır seçime gider. İhvan'ın desteklediği Muhammed Mursi yüzde 50 gibi düşük bir katılımla gerçekleşen seçimde rakibini az bir farkla geçerek başkan seçilir. İşte o günden 2013 Temmuz'undaki darbeyle devrilene kadar geçen süreç 90 yıllık İhvan Hareketi'nin kurmay ve siyasi zekasının ne denli zayıf olduğunu gözler önüne serer.

Teknik olarak halkın ancak %25'inin, bunun da önemli bir kısmının kerhen desteğini almış, 40 yıllık bir bürokratik ve askeri yapı varlığını korurken iktidarı devralmış bir hareketten beklenen herkesi kucaklaması, diğer muhalif yapılarla işbirliğine gitmesi, eski rejimle de uzlaşarak yavaş yavaş muktedir olmasıdır. İşin ilkesel boyutu bir yana; aklın emrettiği de budur.

Buna karşın Mursi ilk iş olarak; cumhurbaşkanının yetkilerini artırmak, anayasayı aceleyle değiştirmeye kalkmak, ihvan üyesi isimleri yüksek kademelere atamak, rejimi rahatsız edecek biçimde Türk ve Katar hükümetleriyle gereğinden fazla sıkı ilişkiler kurmak, protestoları şiddetle bastırmak yolunu seçmiştir. Hâl böyle olunca durumdan vazife çıkaran ordu harekete geçmiş, uyarıları dikkate almayan Mursi, iktidarının birinci yılında devrilmiştir.

Sonrasında yaşanılanlar malumunuz. Uzun süren ve adil olmayan yargılamalar... Ve sağlık sorunları tutukluluk sürecinde iyice artan Mursi'nin mahkeme salonunda hayatını kaybetmesi. 

Tüm şüpheleri de içinde barındıran bir şekilde... İşte Mursi'nin dayandığı ideolojik altyapı ve kişisel iktidar öyküsünün hikayesi özetle budur.

Bu hikayeden bir demokrasi kahramanlığı edebiyatı çıkmaz. Siyasal İslamcılar yapıyor. Yukarıda dediğim gibi bunu anlıyorum. Nedense onlar hep kendi ölülerine ağlamayı kendi yarattıkları mağduriyetleri ise görmezden gelmeyi düstur edinmişler. Çevrede ihvancı bazı arkadaşlar var mesela. Sur ile Cizre dümdüz edilirken ya da çok iyi tanıdığı insanlar bankaya para yatırdığı için veya bir legal derneğe üye olduğu için terörist ilan edilirken, Türkiye'deki cezaevlerinde 800'den fazla bebek var iken tek kelime etmeyip Mursi de Mursi deyip duranlar... Kendilerine hiç sormadım bu çelişkinin nedenini. Ama burada iki ihtimal var; ya diğerlerine yapılanı onaylıyor ya da Mursi'yi savunmak risksiz olduğu için bunu yapıyor. İki durumda da bu kafa saygıyı hak etmiyor. Siyasal İslam da bundan farklı bir şey değildir.

Son olarak, Mursi'ye Allah'tan rahmet, sevenlerine başsağlığı diliyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum