İşkence İnsanlık Suçudur
Reklam
Reklam
Ahmet Doğan

Ahmet Doğan

Sorgulama

İşkence İnsanlık Suçudur

23 Mayıs 2019 - 09:33

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (CGK) 2002/8-191 Esas, 362 Karar ve 15.10.2002 günlü kararında "insanlık suçu" işkence tanımlanmıştır. Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 243. maddesinin maddi unsuru "işkence","zalimane", "insanlık dışı" ve "onur kırıcı muameleler"dir. Bu madde ile yakın bağlantılı olan diğer madde 245. maddedir. 

TCK'nın 243. maddedeki suç, memurun sanığa cürmünü söyletmek için işkence vesair kötü muamele yapmasıdır. Suçun oluşması için sanığın, soruşturma yapmaya yasal yetkili kamu görevlisi olması gerekir. Suçun maddi unsuru işkence etmek, zalimane veya insanlık dışı veya haysiyet kırıcı eylemlerde bulunmaktır.

245. madde memurların kötü muamele ve "müessir filleri"ni cezalandırır. Madde "Kuvvei cebriye imaline memur olanlar ve bilumum zabıta ve ihzar memurları memuriyetlerini icrada ve mafevkinde bulunan amirinin emrini infazda kanun ve nizamın tayin ettiği ahvalden başka surette bir kimse hakkında suimuamele veya cismen eza verecek hale cüret eder yahut o kimseyi darp ve cerh eylerse üç aydan üç seneye kadar hapis ve muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezaları ile cezalandırılır. Eğer işlediği cürüm bu fiillerin fevkinde ise o cürümlere terettüp eden ceza üçte birden yarıya kadar artırılır" biçiminde düzenlenmiştir. 

CGK kararı ile iki suç arasındaki ayırım net olarak gösterilmiştir. Türk Ceza Yasası'nın (TCY) 243 ve 245. maddelerinde tanımlanan iki suç tipi arasında, bu suçların failleri ile manevi unsurları bakımından farklılık vardır.

 Nitekim CGK Kararına göre TCY'sının 243. maddesi yönünden failin soruşturma yapmaya, 245 inci madde bakımından ise soruşturma yapmaya ve zor kullanmaya yetkili olması gerekir. Yine bu suçlar TCY'sının 243. maddesindeki genel kast yanında özel kastın (saikin) bulunması nedeniyle de yekdiğerinden ayrılmaktadır.

CGK Kararına göre, gerek yargısal kararlarda ve gerekse öğretide, her iki suçta korunan ortak hukuki yarar, bireyler açısından; suçlamaya hedef olan kişilerin yaşama hakkını ve beden sağlığını korumak, anayasal susma hakkını güvence altına almaktır. Yönetim açısından ise; disiplini sağlamak, devlete olan güveni tesis etmek, adaletin saptırılmasını önleyerek gerçekleşmesini olanaklı kılmak şeklinde belirtilmektedir.

"İşkence" nedir? Nasıl tanımlamalıyız? 
Ceza Genel Kurulu kararına göre: "İşkence, Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesindeki fiziki veya manevi ağır acı veya ızdırap veren bir eylem olarak, Dünya Tabipler Birliği Tokyo Bildirgesi'nde ise; "kendi başlarına veya herhangi bir otoritenin emri ile hareket eden bir ya da birden çok kişinin, bir kişiyi bilgi vermeye, bir itirafta bulunmaya ya da diğer herhangi bir nedenle zorlamak için kasıtlı, sistematik ya da nedensiz olarak gerçekleştirdiği fiziksel ya da mental acı" olarak tanımlanmıştır. (Nakleden, S.Ölçer, Ü.Erol, Türkiye'de İnsan Hakları, sh.153) 
Yargısal kararlarda ise maddi veya manevi eza verici eylem şeklinde tanımlanmıştır. Maddi işkence beden bütünlüğüne yönelik, manevi işkence ise bedene doğrudan etki yapmayan manevi nitelikteki eza verici eylemleri içerir. Zalimane muameleler; maddi veya manevi ızdırap verici her türlü eylemi, insanlık dışı muamele; insanlık kişiliğini ve duygusunu önemli ölçüde inciten eylemleri, haysiyet kırıcı hareketler ise; namus, şöhret veya haysiyete saldırıcı davranışları ifade eder. Suçun manevi unsuru ise failde genel kast ve özel kastın (saikin) bulunmasıdır. Genel kast, kamu görevlisinin işkence, zalimane, insanlık dışı veya haysiyet kırıcı eylemlerini hukuka aykırı olduğunu bilerek ve isteyerek yapmasıdır. 

Özel kast ise maddede öngörülen eylemlerin gerek kendisi, gerekse başkasının suçunu veya cürümlerini söyletmek, olayların bildirilmesini engellemek, şikayette bulunulmasını önlemek veya tanıklık edilmesi nedeniyle gerçekleştirilmesi gerekir. Suçun mağduru ise cürmü söyletilmek, olayların bildirilmesini, şikayet ve ihbarı önlemek veya tanıklığı nedeniyle yukarıda belirtilen eylemlere uğrayan her kişidir."
Şanlıurfa, Halfeti ilçesine bağlı Dergili Mahallesi'nde 18 Mayıs günü çıkan çatışmalar ve sonrasında Halfeti ve Bozova ilçelerinde çok sayıda kişi gözaltına alınmıştır. 

Ancak Şanlıurfa Barosu avukatlarının, müvekkillerinin işkence ve kötü muamele gördüklerini ve görevli kolluk tarafından, her bir şüpheli ile yalnızca bir avukatın görüşebileceği, görüşmeleri için vekaletnamelerinin olması belirtilmiş, avukat görüşmesi kısıtlandığı, kısıtlama kalkınca da avukatların müvekkilleri ile polis nezaretinde görüşme yapabilecekleri belirtilmiştir. Urfa Barosu yönetim kurulu üyelerinden bazıları görüşmeler sırasında gözaltındaki kişilerin vücutlarındaki darp izlerinden işkenceye uğradıklarına dair izlenimler elde ettiklerini beyan ettiler. 

Yine sosyal medyaya da yansıdığı gibi, Bozova Yaylak Jandarma Karakolunun bahçesinde çekilen görüntülerde, gözaltındakilerin ters kelepçe ile yere yatırıldıklarını ve bazılarının sırtlarında ayakkabı izlerinin olduğunun görülmesi, işkence ve kötü muamelenin iddia boyutunun çok üzerinde olduğunu göstermektedir. 

İşkencenin mazereti olmaz. Hukuk, işkence suçundan kurtulmanın mazereti hiç olamaz. Hak ihlali "hukuk"la meşrulaştırılamaz. Ellerinde yetki bulunanların eylemlerini, kötü muamele veya müessir fiil kabul ederek işkence dehşetini unutturamazsınız. 
Tıpkı 1988'de Uruguay'daki "Tıp Ahlakı ve İşkence Karşısında Hekimler" adlı seminerden geriye kalan Dekan Dr. Pablo Carlevaro 'ya ait sözlerin unutulmadığı gibi..."Dehşet gerilerde kalmalıdır, ama mahkum edilmeli, lanetlenmeli ve asla unutulmamalıdır."

YORUMLAR

  • 0 Yorum