Reklam
Reklam
Edanur Erdem

Edanur Erdem

PSİKOLOGTAN TAVSİYELER urfadegisim@gmail.com

Bağımlılığa bağımlıyız

21 Ekim 2020 - 09:12

Bağımlılık bireylerin, kendilerinin ruhsal ve bedensel sağlığına ya da sosyal yaşamına zarar vermesine karşın, belirli bir eylemi yinelemeye yönelik önüne geçilemez bir istek duymaları halidir. 



Bağımlılık denildiğinde ilk akla gelen bağımlılık türleri arasında en popüler görülen alkol, sigara, uyuşturucu,  gibi bağımlılık türlerini sıralamak kaçınılmazdır. Davranışsal bağımlıklar genellikle bağımlılık türü olarak akla gelmiyor gibi görünmektedir. Ancak madde bağımlılıkları kadar sık görülen oldukça çeşitli bir bağımlılık türüdür.  



Yaşamımız boyunca farkında olmadan hayatımızın bir parçası gibi görünen birçok davranışımıza bağımlıyız. Davranışsal bağımlılığı diğer türlerden ayıran en önemli özelliği alkol ya da esrar gibi bir madde olmadan, kişi belli bir davranışı yaparak rahatlama ve huzur hisseder, başka bir deyişle “ödül alır.” Davranışın ödüllendirici özelliği zaman içerisinde bu davranışa bağımlılık geliştirilmesine zemin hazırlar. Madde bağımlılığında olduğu gibi, bağımlı olunan davranışı sürekli gerçekleştirme arzusu vardır. Her türlü bağımlılıkla mücadelede olduğu gibi davranışsal bağımlılık ile mücadelede de en önemli unsur kişinin farkında olmasıdır. Kontrolsüz para harcama, İnternette geçirilen vakti sosyal çevreye tercih etme, kumar, saç yolma, tırnak yeme, çalma/hırsızlık gibi  bir çok bağımlılık türleri davranışsal bağımlılık başlığı altında toplamak mümkündür. Bununla beraber ''İlişki Bağımlılığı '' davranışsal bağımlılık adı altında bulunan vazgeçilmez konulardan biridir. Peki İlişki bağımlılığı nedir ? Yaşamımızdaki yeri ve neden bağlanma ihtiyacı duyuyoruz birlikte bakalım.



İlişki bağımlılığı; Kişinin kendisine zarar verdiğinin farkında olsa bile, devam etmekte inatçı ve ısrarlı olduğu ilişki türüdür. Kişi bu ilişki de hem kendisine hem de karşı tarafa zarar verir ve bu ilişki de yalnızca bir kişi bu rolü üstlenir. Aralarında ki en can alıcı bağ kişinin '' O benim her şeyim, ben onsuz yapamam, onsuz olmayı hayal edemiyorum” gibi rasyonel olmayan düşünceler ile, yaşadığı ilişkinin bitmemesi adına devamlı kontrol halinde tutmaya çalışmak üstelendiği en büyük rol ve kendisine verdiği zararın nedenleri şeklinde yorumlar. 

Terk edilme korkusu, reddedilme korkusu ile karşılaşmamak adına tüm sorumluluklarını kendisi üstlenir. Ne olursa olsun ne yaşanırsa yaşansın kişi ilişki yaşadığı partnerini elinde tutabilmek adına tüm beklentilerini karşılayıp başkasına yönelme isteğinin önüne geçmek ister. Bir süre sonra adını alışkanlık olarak nitelendirdiğimiz ''bağımlılık'' gelişir. Bağımlılık kaygıları da beraberinde getirir. Kaybetme kaygısı dediğimiz olay tam da bu nokta da başlar. 



Bağımlılık psikolojik açıdan değerlendirildiğinde başlangıçta kişilere keyif vermekle birlikte, bu  keyifler giderek ruhsal bozukluğa sebep olmakta, iradenin kontrolden çıkmasına ve aklın çalışamaz hale gelmesine neden olmaktadır. Bu ruhsal bozukluk kendisini; kişinin olağan yaşamına ve davranışlarına işleyerek öz bakımın azalması sosyal yaşamda geriye çekilme şeklinde göstermektedir. İnsanın uyum gücünü zayıflatarak, iş ve okul hayatına devam edemeyen kişiyi başarısızlıklara sürüklemektedir. Bağımlılığın tüm etkileri zincirleme bir şekilde birbirini etkileyerek, kişiden kişiye hayatlarının farklı alanlarında farklı sonuçlar doğursa da, aslında bağımlılığın psikoloji üzerindeki etkisi nedeniyle kişileri tek bir yola sokmaktadır bu da başarısızlık yoludur.



 İlişki bağımlılığının belirtileri arasında; İlişki içerisinde karar vermekte zorlanıyorsanız, ilişki içerisinde kendi duygularınızı tanımakta zorlanıyorsanız, İlişki içerisinde iletişimsizlik mevcut ise, kendinize olan güvende eksiklik hissediyorsanız, terk edilme ya da saplantılı bir ihtiyaç duygusu hissediyorsanız ve maddi açıdan sizi zorlayacak dahi olsa ona hala bağımlı olduğunuzu hissediyorsanız ilişkimizle ilgili ertelenmiş konuşmaların gün yüzüne çıkma zamanını geçirmemeliyiz. Bununla birlikte kişi  utanç, değersizlik duyguları, kaygı, mutsuzluk, hayal kırıklığı, haksızlığa uğramışlık, öfke, suçluluk gibi duygularını yoğun biçimde yaşar.  Sevmek ve sevilmek arzusu gayet normal olmakla birlikte, aşık olmanın getirisi olan o sarhoş eden şiddetli duygu bazı bireylerde bağımlılık yaratabilir. Önemli olan size sunulan duyguları sağlıklı duygular halinde tutabilmek. Eğer yaptığımız seçimlerin ya da bu kadar yoğun duygular hissetmemizin gerekçelerini incelemezsek onları değiştirme şansı edinemeyiz. Kişisel dinamiklerimizi tanımak ve onları tedavi sürecinden geçirmek sağlıklı ilişkiler kurabilmeyi mümkün hale getirir.



Öncelikle kendimizi iyileştirmemiz gerekir. Karşımızdaki kişiye “sen” diyebilmek için önce “ben”i tanımamız ve “ben”in sınırlarını gözden geçirmemiz gerekir. Yaşamımızda acı veren, kafa karşıklığı yaratan ya da bizi yalnızlaştıran inançlarımız, düşüncelerimiz ve kurallarımızı yeniden tanımlamamız “ben”i özgürleştirebilmek için ilk adımdır. Ancak kendi dehlizlerimizi keşfettikçe, bize mutluluğu getiren güzel yanlarımızı öne çıkardıkça içine düştüğümüz kısır döngüden çıkabilir ve çeşitli gerekçelerle sabote ettiğimiz yaşamımızın sorumluluğunu tekrar elimize alabiliriz. İnsanları sevmeyi öğrenmek, gerçek bir mutluluktur.(Platen Hallermund) 

Sağlıcakla kalın . 

Bu yazı 3580 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Sema tanrıverdi
    1 ay önce
    Mürekkebiniz bol olsun eda hanım. Size nasil ulaşabiliriz ?