Reklam
Reklam
Edanur Erdem

Edanur Erdem

PSİKOLOGTAN TAVSİYELER

Depresyonun stratejisi

01 Ekim 2020 - 09:36

Depresyon, ruhsal hastalıklar arasında en eski çağlardan beri popülerliğini koruyan , yaygın ve ciddi bir hastalık türüdür. 

Hislerimizden tutun da davranışlarımıza kadar günün büyük bir bölümünde bizi sıkıntıya koyan, alışılagelmişin dışında , günlük rutinimizi bozan  belirtileri mevcuttur. Seyri kişiye göre farklılık gösterse de depresyon tanısı almış herkes hemen hemen aynı belirtileri yaşamaktadır. Yaşanılması istenilmeyen, bize hayal kırıklığı gibi gelen duygularımız karşısında  kendimizi çıkmazda hissettiğimizde üzüntü,keder gibi duygusal tepkiler verdiğimizde, bu duygulara depresif duygu denilmesi kaçınılmazdır. Oysa,depresif duygu hayatımızın normal  parçasıdır. Bazıları için bir uyarıcı görevi görerek, hayatlarında neyin önemli olduğuna dair bir uyandırma çağrısı niteliği taşıyabilir. Bu sebeple depresyon sırasında öğrenilenlere dikkat ederek, tecrübelerinizi ilişkilerinizi iyileştirmek için kullanabilirsiniz. Depresyon daha gerçekçi olmayı sağladığı gibi , stresle başa çıkma konusunda geliştirilen bir savunmadır aslında. Temel belirtilerinden olan ; karamsarlık,umutsuzluk, çaresizlik hissi, hayattan zevk alamama,konsatrasyon kaybı , ilgi ve zevk kaybı gibi başlıca belirtilerin yaşandığı bu durum iç husursuzluk, gerginlik ve hüznü bir araya getirir. Bazen bizi zora sokan bir durum yokken geçmişte yaşanmış olumsuz olaylar sık sık akla gelmeye başlar. Değersiz hissetme, suçluluk duyma gibi bir çok hissi bir araya getirmek bizim elimizde iken, çözüm bulmak adına harekete geçmek de bizim elimizde değil mi ? Hadi öyleyse bizi yoran , bedenimizi ve ruhumuzu çıkmaza sokan bu durum karşısında neler yapabileceğimize birlikte bakalım .

Tek Bir Hedefe Odaklanma :  İçinde bulunduğumuz durum ve olay karşısında olumlu olumsuz tarafları eşit oranda baz alınması gerekirken yalnızca olumsuz ve kötü yönlerine odaklanmayı tercih etmemeliyiz. Tek bir hedefe odaklanmak ; alışkanlık boyutu kazandırmamalı aksine hayattan zevk almayı zedelememesi açısından olay ve durum karşısında olumlu yanları görmeyi hedef  haline getirmeliyiz.Olumsuz yönünde çoğu zaman bizi koruyan bir yapıcı etken olduğunu unutmamalıyız.

Kişiselleştirmeyin :  Sizinle ilgisi olmadığına karar verdiğiniz ya da çok az bağlantısı olan olumsuz durum ve olay karşısında tüm sorumluluğu almak size kendinizi suçlu hissettirir. Yüzü asık bir yakınınızı gördüğünüzde  benim yüzümden mi acaba ? demek yerine  hayatıyla ilgili ters giden bir olumsuzluk olma ihtimalini düşünün. Ben şansızım , ne yapsam başarılı olamam gibi dilinize dolanan alışkanlıklarınız zamanla sizi hapsedebilir ve kendinize olan güveninizi zedeleyebilir. Güven aşılamak sizin iki dudağınızın arasındayken çok uzağa gitmeye gerek duyulmamalı . 

Aşırı Genellemeyin  :  Zihnimizin olayları çarpıtma gücünün ilk sıralarında aşırı genelleme gelmektedir . Tek bir olay veya durumun bütün olay ve durumların bedelini ödeyeceği anlamına gelmemektedir. A.Lincoln dediği gibi “Geleceğin en iyi yanı her günün tekrar tekrar gelmesidir . '' Hata olarak adlandırdığımız şeyin farklı zaman ve olaylarda aynı olumsuz sonucu vereceğini kestiremediğimiz gibi ''ya zaten ben hiçbir şeyi beceremeyen biriyim '' demek yalnızca kendimizi yetersiz hissetmemize sebep olur. Bir defa reddedilen birinin bundan sonra tüm ilişkilerinde reddedileceği anlamı taşımamaktadır . 

Keyfi çıkarsamalar : Yeterince kanıt olmadığı halde bulunduğumuz olay ve durumdan olumsuz sonuçlar çıkarmak ve bu olumsuzluğa körü körüne inanmak bizi gizliden gizliye yıpratabilir. Bir plan yaptığınızı düşünün , o gün en sevdiğiniz kıyafetinizi giymek için sabırsızlanıyorsunuz ve bir an da yağmur basıyor ve ıslanıyorsunuz . o an ilk düşünceniz bugün böyle başladı ve eminim bütün günüm kötü geçecek gibi düşüncelere kapılmayın . Alternatif çözümler üretmek yaşam tarzınızı haline gelmeli. O dakika evrensel kabul edilen , yağmurun sağladığı toprak kokusunu içinize çekip  mutlu olmayı deneyebilirsiniz. Bu durum kendinizin şansız, kısmetsiz olduğunuz anlamına gelmemesine özen gösteriniz.

Hep ya da hiç düşüncesi : '' Bir şey ya tam olmuştur ya da olmamıştır.'' Her olay veya durum karşısında siyah beyaz olmak  diğer renklerin vereceği huzuru yok etmek için yeterli bir sebeptir. Herhangi  bir iş mükemmel olmak zorunda değildir . Bazı noktalarda kendimize şu soruyu sormalıyız . '' Bu kadar titiz veya dakik olmam beni  ne kadar yoruyor ''diye . Bir işi tamamen mükemmel olması gerekiyor gibi görmek emek verilen yolda katettiğimiz terin hiçe sayılması değil midir ? 

Küçümseme ya da Büyütme :  Var olan başarılarınızı küçümsememeye , hata olarak adlandırdığımız durumları felaketimiz gibi görmemeliyiz. Bu düşünme hatası ne kadar yaygın ve ne kadar şiddetli ise depresyona ve kaygıya eğilim o kadar yüksek olur. Bu düşünme hatasını düzeltirken, öncelikle pozitif özelliklerinizi sürekli kendinize hatırlatın.
Kendinizi dinleyebileceğiniz, olumsuzluk gibi gelen her duygudan arınmanızı sağlayacak bir hafta diliyorum sağlıcakla kalın

YORUMLAR

  • 0 Yorum